14 Eylül 2008 Pazar

ÇOCUKLAR İÇİN SANAT VE SANAT EĞİTİMİ


Üzerlerine titrediğimiz, en iyi şekilde yetiştirmeye çalıştığımız çocuklarımız artık çok daha belirgin bir şekilde yalnızca testlerden, netlerden ve puanlardan ibaret bir eğitim görüyor. Bedensel ve ruhsal gelişimleri tamamen ikinci plana atılarak haftada toplam 3 ders saati yani haftada toplam sadece 120 dakikalık görsel sanatlar, müzik ve beden eğitimi dersleri yeterli görülüyor.
Bu gibi derslerin haftada 1 ders saatine sıkıştırılması bir yana öğrencilerin, velilerin ve en acısı bazı öğretmen ve idarecilerin bu derslere bakışı da oldukça düşündürücü.

Bazıları için eğitim yalnızca sınavlardan ve puanlardan ibarettir. Onlara göre bir çocuk sınavlarda ne kadar iyi puan alıyorsa o kadar iyi bir öğrencidir.

Bazısına göre haftada 40'ar dakika görsel sanatlar, müzik ve beden eğitimi dersi yeter bu öğrencilere. (Milli Eğitim Bakanlığımız da böyle uygun gördüğüne göre bir bildikleri vardır herhalde.) Onlara göre zaten bu dersler sadece diğer derslerde yorulan öğrencilerin zihinlerini dinlendirme işlevi görür.

Bazılarına göre resim ve müzik gibi dersler sadece yetenekli öğrencilerin başarılı olabileceği derslerdir. Bu yüzden seçmeli olmalıdır. Her öğrencinin bu dersleri görmesi gereksizdir hatta zaman kaybından ibarettir.

Şimdi bu görüşlere karşılık eğitimin tarifi, milli eğitimin amacı, çocukların zihinsel yönden olduğu kadar ruhsal ve bedensel yönden de eğitime ihtiyaç duydukları konularında uzun uzun yazacak değilim.

Ancak öncelikle son derece yanlış olan yaygın bir görüşe değinmek igerekiyor. Yukarıda da belirttiğim gibi bir çok insan bu gibi derslerin (özellikle görsel sanatlar ve müzik derslerinin) yalnızca yetenekli öğrencilere yönelik olması gerektiğine inanır. Oysa bu görüşün aksine, sanat eğitimi yalnızca yeteneklilerin eğitimi için bir “lüks” değil, herkes için gerekli bir kişilik eğitimidir. Unutulmamalıdır ki hangi mesleğe yönelirse yönelsin, amacına uygun sanat eğitimi ile yetişmiş, estetik beğenisi gelişmiş bireylerin kendilerine ve toplumlarına katkıları daha fazla olacaktır. Bunun yanı sıra sanat eğitiminin en önemli amaçlarından biri; görmeyi, işitmeyi, dokunmayı, tat almayı öğretmektir. Çevresini hakkıyla algılayıp onu biçimlendirmeye yönelmek için gerekli ilk şarttır. Yalnızca bakmak değil “görmek” yalnızca duymak değil “işitmek” için gerekli ilk aşamadır.

Sanat eğitimi çocuğu özgür düşünmeye, özgür çalışmaya yöneltir. Üreten, seçen, beğenen, kendini ifade edebilen çocuk kendine olduğu kadar içinde yaşadığı topluma da yararlı olacaktır.

Tüm bunların ışığında sanat eğitiminin gerekliliği ve yararlarından kısaca bahsetmek gerekirse;

  • Çocuğa doğayı ve çevresini gözlemleme duyarlılığı kazandırır.
  • Çocuğun seçme, ayıklama, birleştirme ve yeniden organize etme yeteneği ile eleştirel bakış açısını geliştirir.
  • Çocuğun yeteneklerini fark etmesini ve güven duygusunu kazanmasını sağlar.
  • Çocuğun her alanda kullanabileceği yaratıcı davranışlarını geliştirir.
  • İşbirliği yapma, paylaşma, sorumluluk alma, kendi işine saygı duyduğu kadar başkalarının işine de saygı duymasını sağlar.
  • Çocuğa aklını, duygularını ve zevklerini sorgulama bilinci kazandırır.
  • Çocuğa kendini ifade edebilme de estetik değerlerden yararlanma yeteneğini kazandırır.
  • Belki de en önemlisi "çocuğun algı birikimini ve hayal gücünü geliştirir." (Ünlü bilim adamı Einstein “Hayal gücü bilgiden önemlidir” derken aslında hiç de abartmıyordu.)

Sonuç olarak çocukların sağlıklı büyümesi için dengeli beslenmek ne kadar önemliyse sağlıklı bir kişisel gelişim için iyi bir sanat eğitimi o derece zorunludur.

4 yorum:

Anonim dedi ki...

siteniz ve sanat eğitimin gerekliliği husunda yazdıkların içi teşekkür ederim.ne güzel ki ülkemizde sizin gibi insanlar.çalışmalarınızın devamı görmek isterim

Taner Sarıçam dedi ki...

Çok teşekkür ederim ilginize.

Anonim dedi ki...

bencede süpersininz hocam yha ben 100.yıldan başak sizi çok özledim :(::(:(

Taner Sarıçam dedi ki...

Çok teşekkürler Başak.