23 Eylül 2008 Salı

BUNU MU DEMEK İSTEDİNİZ?

Google'da bir şeyler ararken parmağınız sürçer de yanlış yazarsanız "bunu mu demek istediniz?" diyerekten asıl aradığımız kelimeyi gözümüze sokar gogılefendi. Belki kendince kibar bir şekilde sorar ancak bunun altında sanki biraz da "adam gibi yaz" ya da "bilmiyorsan öğren" havası da yok değil. Bugün gene bu bu ikazla karşılaşınca bununla ilgili bişeyler yapayım dedim. Şimdilik 3 çalışma çıktı. Ancak bu hamur daha çok su götürür gibi. Yeniler çıktıkça ekleyeceğim.






16 Eylül 2008 Salı

DUVAR RESİMLERİMİZ

Şimdiye kadar çeşitli zamanlarda ve çeşitli yerlere yaptığımız duvar resimlerinden bazı örnekler:


Bu ilk yaptığımız duvar resmi çalışmalarından birisi. İzmir Buca'daki Beka Beka Anaokulu'nun arka bahçesine yaptığımız Red Kit ve Daltonlar kompozisyonu.


RESİM EVİ ATÖLYESİNİN DUVAR RESİMLERİ



İzmir Ödemiş'te bulunan Ata Net isimli internet kafenin girişteki yan duvarına yapmış olduğum çalışmadan bir bölüm.


MERTCAN ANAOKULU DUVAR RESİMLERİ (İZMİR-BORNOVA)

Anaokulunun yemekhane kısmına yaptığımız bir çalışma

Anaokulunun yemekhane kısmına yaptığımız bir çalışma

Anaokulunun yemekhane kısmına yaptığımız bir çalışma


Aşağıdaki çalışma anaokulunun merdiven koridoruna yapıldı. Alanın darlığı ve çalışmanın büyüklüğünden dolayı tam karşıdan fotoğraflanamadı.

Bunlar da gene aynı anaokuluna yaptığımız tek renkli duvar resimleri.

Aynı anaokuluna yapılan 240cm*160 cm boyutundaki "winnie the pooh" kompozisyonu.



FATOŞ NURCAN ABLA ANAOKULU DUVAR RESİMLERİ (İZMİR-BORNOVA)

Anaokulunun Drama Odası'na yaptığımız çalışma
Anaokulunun Jimnastik Odası'na yaptığımız çalışma
Anaokulunun Müzik Odası'na yaptığımız çalışma
Anaokulunun Seramik Odası'na yaptığımız çalışma
Anaokulunun Resim Odası'na yaptığımız çalışma
Anaokulunun Uyku Odası'na yaptığımız çalışma
Anaokulunun Uyku Odası'na yaptığımız çalışma
Diğer resimler


Alltaki iki çalışma ise Fatoş Nurcan Abla Anaokulunun bahçesine yapılan "Kırmızı Başlıklı Kız ve Orman" kompozisyonundan ayrıntılar. Çalışmamızı bitirdiğimiz esnada anaokulu bahçesinde tadilat çalışmaları devam ettiği için her iki çalışmayı da aynı anda fotoğraflayamadık.



KÜÇÜK DOSTUM ANAOKULU DUVAR RESİMLERİ (İZMİR-BORNOVA)

14 Eylül 2008 Pazar

ÇOCUKLAR İÇİN SANAT VE SANAT EĞİTİMİ


Üzerlerine titrediğimiz, en iyi şekilde yetiştirmeye çalıştığımız çocuklarımız artık çok daha belirgin bir şekilde yalnızca testlerden, netlerden ve puanlardan ibaret bir eğitim görüyor. Bedensel ve ruhsal gelişimleri tamamen ikinci plana atılarak haftada toplam 3 ders saati yani haftada toplam sadece 120 dakikalık görsel sanatlar, müzik ve beden eğitimi dersleri yeterli görülüyor.
Bu gibi derslerin haftada 1 ders saatine sıkıştırılması bir yana öğrencilerin, velilerin ve en acısı bazı öğretmen ve idarecilerin bu derslere bakışı da oldukça düşündürücü.

Bazıları için eğitim yalnızca sınavlardan ve puanlardan ibarettir. Onlara göre bir çocuk sınavlarda ne kadar iyi puan alıyorsa o kadar iyi bir öğrencidir.

Bazısına göre haftada 40'ar dakika görsel sanatlar, müzik ve beden eğitimi dersi yeter bu öğrencilere. (Milli Eğitim Bakanlığımız da böyle uygun gördüğüne göre bir bildikleri vardır herhalde.) Onlara göre zaten bu dersler sadece diğer derslerde yorulan öğrencilerin zihinlerini dinlendirme işlevi görür.

Bazılarına göre resim ve müzik gibi dersler sadece yetenekli öğrencilerin başarılı olabileceği derslerdir. Bu yüzden seçmeli olmalıdır. Her öğrencinin bu dersleri görmesi gereksizdir hatta zaman kaybından ibarettir.

Şimdi bu görüşlere karşılık eğitimin tarifi, milli eğitimin amacı, çocukların zihinsel yönden olduğu kadar ruhsal ve bedensel yönden de eğitime ihtiyaç duydukları konularında uzun uzun yazacak değilim.

Ancak öncelikle son derece yanlış olan yaygın bir görüşe değinmek igerekiyor. Yukarıda da belirttiğim gibi bir çok insan bu gibi derslerin (özellikle görsel sanatlar ve müzik derslerinin) yalnızca yetenekli öğrencilere yönelik olması gerektiğine inanır. Oysa bu görüşün aksine, sanat eğitimi yalnızca yeteneklilerin eğitimi için bir “lüks” değil, herkes için gerekli bir kişilik eğitimidir. Unutulmamalıdır ki hangi mesleğe yönelirse yönelsin, amacına uygun sanat eğitimi ile yetişmiş, estetik beğenisi gelişmiş bireylerin kendilerine ve toplumlarına katkıları daha fazla olacaktır. Bunun yanı sıra sanat eğitiminin en önemli amaçlarından biri; görmeyi, işitmeyi, dokunmayı, tat almayı öğretmektir. Çevresini hakkıyla algılayıp onu biçimlendirmeye yönelmek için gerekli ilk şarttır. Yalnızca bakmak değil “görmek” yalnızca duymak değil “işitmek” için gerekli ilk aşamadır.

Sanat eğitimi çocuğu özgür düşünmeye, özgür çalışmaya yöneltir. Üreten, seçen, beğenen, kendini ifade edebilen çocuk kendine olduğu kadar içinde yaşadığı topluma da yararlı olacaktır.

Tüm bunların ışığında sanat eğitiminin gerekliliği ve yararlarından kısaca bahsetmek gerekirse;

  • Çocuğa doğayı ve çevresini gözlemleme duyarlılığı kazandırır.
  • Çocuğun seçme, ayıklama, birleştirme ve yeniden organize etme yeteneği ile eleştirel bakış açısını geliştirir.
  • Çocuğun yeteneklerini fark etmesini ve güven duygusunu kazanmasını sağlar.
  • Çocuğun her alanda kullanabileceği yaratıcı davranışlarını geliştirir.
  • İşbirliği yapma, paylaşma, sorumluluk alma, kendi işine saygı duyduğu kadar başkalarının işine de saygı duymasını sağlar.
  • Çocuğa aklını, duygularını ve zevklerini sorgulama bilinci kazandırır.
  • Çocuğa kendini ifade edebilme de estetik değerlerden yararlanma yeteneğini kazandırır.
  • Belki de en önemlisi "çocuğun algı birikimini ve hayal gücünü geliştirir." (Ünlü bilim adamı Einstein “Hayal gücü bilgiden önemlidir” derken aslında hiç de abartmıyordu.)

Sonuç olarak çocukların sağlıklı büyümesi için dengeli beslenmek ne kadar önemliyse sağlıklı bir kişisel gelişim için iyi bir sanat eğitimi o derece zorunludur.